30.07.2009


Tenis'i final maçlarını izleyecek kadar severim: Amerika, Avustralya, Fransa ve İngiltere... Ötesine fazla bakmam. Üniversitedeyken çeyrek meyrek de izlerdim. Arada korta da inerim.
6 Temmuz Pazar akşamı Wimbledon'da Federer ve Nadal final oynadı. Maç her zamanki gibi 17'de başladı.

Bir aydır yapmadığım ev temizliğini bitirip başına oturdum.
Çimdir, her halükarda Federer tokatlar diye bekliyordum.
Ama Nadal'ı tutuyordum. Dezavantajlı olanı tutmak gibi bir huyum var, şampiyonlardan pek hazzetmem. Nadalım bismillah servis kırdığında bile heyecanlanmadım. Seti kazandı "amaaan şimdi açılır Federer!" dedim... İkinci set başladı, Nadal şak diye bir servis daha kırdı. Maç fazlasıyla dengeliydi, dolayısıyla bir servis kırmak seti almak anlamına geliyordu.

Ayrıca, Nadal servis attığı oyunları daha bir ıkınarak kazanıyordu. Bunda servisinin çok etkili olmamasının da payı var. Ama o dakikaya kadar Federer 3 kez filan ace atmıştı. Neyse...

Nadal iki yapınca keyfe geldim, bu sefer şeytanın hayalarını buracaktı bizim oğlan. Üçüncü set başladı, karşılıklı birer servis kırılydı, yine dengeli oyun başladı ama Nadal işi bitirecek gibiydi. Üstelik Federer yorulacaktı, yorulmalıydı ama imdada yağmur yetişti. Oyun bir saat durdu. Yağmur dinince set tekrar başladı. Tie break'e gitti oyun. İki saattir eli kolu yerinden kalkmayan Federer şakır şukur ace atarak Nadal'a tie berak'te şans tanımadı.

Şansızlık dedik... Dördüncü set başladı. Pezemenk Federer'in biti iyice kanlanmış olacaktı ki servisleri filan iyice düzeldi. Haydaa oldum. Yeter aq Federer'i...

Sadede geleyim. Yine bir yağmur arası oldu. Setler 2-2'ye geldi. Beşinci set kıran kırana oynandı. Nadal psikopata bağladı, maçın birden 2-2 olması normalde insanı bitirir ama hayranlık verici vuruşlarla ve çok az basit hata yaparak, tabi bir de oyunu mümkün olduğunca rallilere döndürerek Federer'i backhandinden vurdu. Son sette tie break olmaz. En sonunda rakibinin servisini kırıp kendi oyununu kazanarak şampiyon oldu.

Nadal, maç bitince sevimli ve efendi bir üslupla sevindi. Kupa verildi, konuşmalar yapıldı. İki tenisçi birbirini iltifat yağmurunda boğdu.

Nadal'ın Federer'den bir hayli genç olduğunu düşünürsek, artık çimde de toprak gibi oynayabildiği hesabıyla pek yakında Federer'in elinden bir numarayı alır diyebiliriz.

Maç 17'de başladı, 23.30'da bitti.

Hiç yorum yok: