Taslak bu yazı, o gözle okuyun.
Hatta YT'ye mektup olarak okuyun...
Yavuz Turgul'un sekiz sene aradan sonra kotarıp da önümüze koyduğu film pek çok yetersizlikle mâlul. Hatta film mâlul. Yavuz Turgul'dan daha fazla bir şey beklemenin âlemi yok artık sanırım.
Yavuz Turgul öncelikle iyi bir hikâye anlatıcısı. Deneyimli olmanın verdiği kıvraklıkla, matematiği sorunsuz filmler yapıyor. Filmleri hep dram. Sonu en iyi ihtimalle hüzünlü bitiyor. Hatta son iki filmdir ölümle bitiyor. Bakmayın siz Muhsin Bey'in güldüğümüz sahnelerine, ağlanacak halimize gülüyoruz alt tarafı. Arzu Film ekolünün tonu farklı bir versiyonu. Kolaylıkla söyleneceği gibi, Ertem Eğilmez filmlerinden daha sağlam bir hikayesi var YT filmlerinin. Yani aslında boynuz kulağı geçmiş durumda.
Gaz tabancası mı, mitralyöz mü?
Ancak kulağı geçen boynuz hedefi bir türlü bulamıyor. Muhsin Bey filminden Gönül Yarası’na, Yavuz Turgul iyi bir hikâye anlatıcısının ötesine geçemiyor.
YT’nin tüm filmlerinde politik olma gibi bir kaygısı da var lakin politikası Sezen Aksu’yu aşamıyor. (Sezen Aksu ile arkadaşlığından mı acaba?.. Abi, Sezen Aksu’yla niye arkadaşsın, ne işin olabilir?)
Muhsin Bey’de işi köyden gelenlerin sıntına yıkıp kurtuldun, Eşkiya’da da temel olarak öyle. Sesimiz çıkarmadık Sarı Tebessüm gibi rezilliklerden sonra. Alttan alta biraz gözünü para hırsı bürümüş insanlardan gına geldi. Ne yani abi, 1980 öncesi iktisadi ve politik hayat pek mi güzeldi? O zaman ithal ikamesi vardı, yerli malı yurdun malıydı, komşuları gitmeden önce mani bir durum olup olmadığı soruluyordu. Eee... Politik ufkun bununla mı sınırlı? (Yoksa Arzu Film setlerinde hayatının en güzel yıllarını geçirdin de ondan mı o yılları özlüyorsun.) 1980 sonrası en başarılı işin Züğürt Ağa onu da sen yönetmedin.
Gönü Yarası ise pek felaket. YT’nin bu kez politikadan anladığı Nâzım, Kürtçe, mahallemizin Ermeni Teyzesi... Üstüne üstlük bu sahneler oldukça yapıştırma duruyor. Biraz da modaya uyma kaygısı var. Hele Aynur ve Neşet Ertaş pek karton. Aslında gönül muhalefete teşne olmayınca filmin sinematografisi de akabinde bozuluyor.
Yükleniyorsak sevdiğimizden
Gönül Yarası tipik bir YT filmi. Yine sinik, yine yan çiziyor. Niye YT’ye bu kadar yükleniyorsun diyenler olabilir, yükleniyorsak sevdiğimizden. Yoksa kaldırır koruz bir tarafa olur biter. YT memleket gerçeklerine matuf belli ki, muhalefet etmek istiyor ama bir türlü cesaret edemiyor. Elin oğlu İrlanda’nın bağımsızlığı ile ilgili beton gibi filmler çekiyor. Ne olduysa gösteriyor. Zaten bizi en çok etkileyen fazla tantana yapmadan gerçeği göstermeleri. Ötesini göstermeseler de fitiz. (Bir zamanlar finalde Komünizmi işaret etmeyen romanlar geri bulunuyordu, hey Allah’ım, ey Jdanovlar, gelin de halimizi görün).
Memleket gerçekleri zaten insanları dehşete düşürecek kadar etkileyici, yıkıcı. Ken Loach’un Özgürlük Rüzgarı isimli filmini Türkiye’ye uyarlasanıza... Ne olur? Türkiye’de çekim izni vermezler. Vermeseler ne gam gider dünyanın istediğin yerinde çekersin. Aha işte Yılmaz Güney örneği. Gösterimi de sorun değil, olmadı korsandan, İnternet?ten, uydudan çatır çatır izleriz, sen canını sıkma.
Yılmaz Güney ve Yavuz Turgul
Yılmaz Güney sinemasına çok da vurgun değilimdir, en azından YG benim için efsane filan değildir, ancak rahmetli 20-25 sene yaşasaydı en azından Ken Loach kadar Yılmaz Güney’i konuşuyor olacaktık.
Ha, “Benim sinema tarzım bu değil Muratçığım,” mı diyorsun, abi senin canın harbi muhalefet, harbi politik sinema yapmak olsun sana tarzın kralını buluruz. O da olmadı ben tespit yapayım, sosyal dokuyu teşhir edeyim mi diyorsun... Al sana Lüfi Akad: Gelin, Düğün, Diyet. Üstüne bir Türk filmi izlemedim henüz. (Metin Erksan sineması dışında tabi.)
“Diş değil, tırnak değil bu memleket neden kanar?"
Canım abicim, Akad’ın ötesine de mi hamle yapamayacaksın artık. “Diş değil, tırnak değil” bu memleket kanıyor. Filmlerinde herkes mutsuz, herkes göçer. Niye mutsuz bu insanlar, niye göçer? Niye takır takır birbirini vuruyor? Gözünü para hırsı bürümüş oğlanla-babasının çatıştırmayla çözemezsin bu sorunu, bu kadar kolay değil. Sorun sadece gözünü hırs bürümüş insanlar değil. Müesseseler var, sistem var. Basit bir terbiye meselesi olmanın ötesinde bu durum. Kürt meselesi Kürtçe konuşan hocayla ya da ?Buna şarkıya ağlamak için Türkçe bilmek gerekmez? demekle olmuyor. Mehmet Ağar da aynısını söylüyor: Türkülerimiz ortak, kıız aldıııık, kııız verdiiiik...
Dünyanın en büyük otobüs ağlarından biri neden bu ülkede? Neden bu ülkede bir ailenin fertleri doğduğu yerde ölemiyor. Niye bu insanlar canından çok sevdiğin İstanbul?un içine ediyorlar? Neden Ermeni Teyzelerin torunları Fransa?da yaşıyor? Neden bütün midyeciler Mardinli? Niye Samatya? Bu ülke kimin? Para kazandığın iş icabı sen bu işleri bizden daha iyi bilirsin abi. Bizi niye her filminden ağlatıp ağlatıp bırakıyorsun? Biz ağlamayı biliyoruz, anamızla beraber... Hatta göz yaşından bizi kimin ağlattığının bile farkında değiliz.
Abi, üçüncü yol yok!
Günün sloganı: (İstanbul'un panoramasını sömürmeyelim artık!)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder