24.08.2009

The Fall


Fantastik film izleyesim vardı. Baktım arşive The Fall kuzu kuzu yatıyor.
Niyet ettim niyet eyledim...
Lakin sevmedim sevemedim.
IMDB notu 8 küsur.

Görsellik aldatmış, hikaye zayıf kalmış.
Benim için önce hikaye gelir.
Bu yüzden...
Zayıf kalmış.

Hastane ile masal arasında hakiki bir illiyet arıyorum.

Bulamıyorum.
Bulduğum dublör milletinin iç parçalayan hikayesi.
Ancak oldum olası sinema ile ilgili sinema filmlerini sevmemişimdir.
İnsan, (ben) yönetmen hastaneye hiç dönmesin istiyor.
Hep masal tarafında kalalım.

Ayrıca bir filmin görselliği ne kadar kuvvetli olursa hikayesi o kadar zayıf oluyor.
Özellikle Hintli yönetmenlerinki...
İstisnai durumlara başyapıt diyoruz zaten.


Fantastik filmlerdeki şu formül hep çalışır:
Ortak düşmana karşı birleşirsin.
Hatta birbirine düşman olanlar bile birleşir.
Hepsinin tuhaf özellikleri vardır.
Yola çıkarlar, önlerindeki engelleri bir bir hacamat ederek
kötülükler kralını alt ederler.
Bu arada içlerindeki kötülüğü ve birbirlerine karşı olan düşmanlığı da yenmişlerdir.
Yola ilk çıktıkları gibi değillerdir vs...

Benim notum 6.
Umurunda olan biri çıkar diye...

14.08.2009

In to the Wild


İki akşam önce In to the Wild'ı izleyemedim.
Aslında daha önce de izleyememiştim.

Evde projeksiyon cihazı var. Önceki denememde bu aletin ve filmdeki temponun da etkisiyle uyuya kalmıştım. Hadi itiraf edeyim, kafam da biraz güzeldi.

Son denememi yine projeksiyonda ama ayık kafayla yaptım.
Yine uyudum. Üstelik bu kez sadece ben değil Nurhan da uyudu.

Filmi izleme inadımızdan, filme karşı olumlu duygular beslediğimizi anlamışsınızdır.
Thoreau'yu filan severiz.
Doğayı severiz. Dünyayı gezmek isteriz. Hamurumuzda berduşluk, aylaklık var.
Kapitalizmi sevmeyiz filan...

Lakin, filmin uzunluğu (tam 148 dakika) ile temposu birbirini kaldırmıyor.

Bence lapa olmuş...
Ya da 148 dakikalık bir manifestoyu kafa kaldırmıyor.

Filmin IMDB notu 8.2.

Not: Müzikleri Brokeback Mountain'a ne kadar da benziyordu.
İkisini de sevdim.