13.10.2009

İşimi sevmiyorum


Şu cümleye kim şaşırır ki... Pek çoğumuz işini sevmiyor.
Bir-iki yıl önce seviyordum ama köprüleri sel bastı, duygularım değişti...
Bu kadar çok değişikliği bünye kaldırmıyor tabi: Patronumuz değişti, genel müdürümüz değişti, ofisimiz değişti, işimizin kapsama alanı değişti, iş arkadaşlarımız ve iş yapma biçimimiz değişti...

Değişmeyen tek şey maaş.
Artsaydı yaralarımız biraz tedavi olurdu belki.

İşimi sevmemekle beraber ona ihanet ediyor da değilim.
Elimden geleni ardıma komamaya çalışıyorum.
Ama keyifle iş yapmak başka tabi...

9.10.2009

Motosiklet kazası


İş arkadaşım Hamit'in motosikleti var. Kawasaki ER-6n 2009.
Akrapovic egzos, power commender vs...
Bizim gibi enduroculara uzak bir âlem...

Hamit genco, 26 yaşında.
Çekirdekten yetişme motorcu ama, benim gibi sonradan olma değil.
Yüz bin tane kazası var irili ufaklı.
Kullandığı bütün araçları perte çıkarma gibi bir özelliği de var.
Motosiklet, otomobil vs...
Misal geçen de tatile gitti, 3 tane hız cezasıyla döndü.

Çok hızlı, hızlıdan ziyade tabakhaneye bok yetiştirir edasıyla motosiklet kullanıyor.
Geçenlerde yanımdan ki ben de 90'la filan gidiyorum emniyet şeridinde, "wrooowwwww" diye geçti Akrapovic'leriyle. İçimden, "allah beni koyucağına seni korusun Hamit demiştim".
Dün işe gelirken kaza yapmış. Şaşırmadım. Hiçbirimiz şaşırmadık.

Kawasaki ER-6n

Motor belki de pert. Allah'tan kendisi iyiymiş.
Detayları bilmiyorum, bir yere dalmış, arkadan gelen araç buna dokundurmuş. Bu da dengesini kaybedip otobüse yandan giydirmiş.
Bu kadar hızlı ve ani hareket eden bir araca dokundurana da kızmıyorum, kızamıyorum.

İnşallah motor pert olur, bizimkisi de motora bir süre ara verir.
Adam başına ciddi bir bok gelmeden 30'unu görse bari...
O zaman biraz durulur sanırım...

8.10.2009

Watchmen


Watchmen çizgi romandan adapte bir Süpermen filmi.
Diğerlerine benzemiyor.
X-Men gibi filan değil.

Bir grup kahraman bir ara toplumu pisliklerden arındırmak için seksi kıyafetler giyip bir araya geliyor. İsimleri de Watchmen.
Bir dönem işe yarayıp sonra emekliye ayrılıyorlar.
Bir kısmı işi serseriliğe vuruyor.
Bir gün bunlardan biri öldürülüyor.
Mevzu böyle açılıyor.
Sonra mevzu eskilerin dönüşüne varıyor...
Dikkat: Bu bir aksiyon filmi değil.

Nixon filan dönemi. SSCB ile ABD nükleer yarışında.
Kafayı nükleer savaşla bozmuş toplumun, kafayı nükleer savaştan ABD'yi nasıl korurumla bozmuş kahramanlarından biri tuhaf bir plan yapar.

Fatura yüksektir, kalındır. Tertiplerin zoruna gider...
Devamını izleyin...

Depresif, emekli süper heroların ulan biz ne işe yararız ki, ne yapabiliriz ki, biz kimiz ki, nereye kadar müdahale etmeliyiz aq insanoğluna, kaç paralık adamlarız sayıklamaları var bu filmde.

IMDB notuna katılıyorum: 7,8.

Özenmeden anlatıyorum


Özenenin aq!
Sinan Özen'sin bana ne...
Selanik'e varmadan hanım yorgunluktan nakavt oldu.
21 gibi Kavala'ya yakın bir kasabaya girdik.
Side gibi bir yer.
Karnımız açtı.
Tavern'e girdik
Plastik masalarına güvenip mütevazi bir sipariş verdik, balık filan...
Babayı aldık, 45 euro hesap geldi.
Sanırsın masayı donattık, sirtaki yaptık, tabak kırdık aq!

Acemilik işte...
Neyse...
Konaklama yeri aradık.
Nereye elini atsan 40 euro'dan başlıyor.
Evet, adam skiyorlar, yada Türk!
Bu Yunanlılar da bu kadar zengin değil ki aq!

Vazgeçtim, turiste böyle geçirdiklerine göre zenginler...
Neyse! Maria diye bir tombişin ev pansiyonunda 30 euro'ya bir gece geçirdik.
Ertesi gün, geç bir vakitte kalktık. Güç bela bir tost yaptırıp yola koyulduk.
Yağmur filan yağdı.
Selanik'e vardık. Selanik'te kalmayacağız ama hemen atlamayalım.
Nikiti diye Khalkidiki'de bir yer var, güzel plaj, kamp vs...
Bir iki yolu kaybettik ama sonra güç bela vardık kamp yerine...
Hava bok gibi yağmurluydu...

Devamı edecek... (Resimi Yükle diyen Google Türkçesi'ne özendim...)

Gittik - Geldik 2


Anlatmaya devam...

Yola çıktık, ilk ve son teknik arızayı Tekirdağ yakınlarında yaşadık.
Debriyaj telimiz koptu.
Yanımızda yedeği vardı. Tersten mersten taktık, Tekirdağ'da Motorcu Hüsnü'ye adam gibisini taktırdık. İki yarım ekmek köfte + iki kola ve debriyaj teli 30 TL.

Neyse... Gecikmiştik. Ben de gecikmeyi hiç sevmem. Telaşeli bir tipim.
Hanım kullanıyor o esnada.
İpsala'ya vardık.
Sınır deyince bir sik sanıyor insan.
Pul al, pasaporta yapıştır.
Başka bir boka bakmıyorlar.
Yok triptikmiş, yok uluslararası ehliyetmiş, yok sigortaymış siklemiyor kimse.
Sigorta hariç diğerleri Turing denilen papazların oyunu.

Yani motora malı doldursan tereyağ gibi Yunan'a kayarsın.
Neyse Yunan'a girdik.
Orada da bi numara yok.

Geçtik. GPS var, yeni yapılan kaymak kıvamında otobandan basırdık Selanik'e doğru.
Devamı edecek...

Gittik - geldik!


Yaz tatilinde bu aq memleketinden başka aq memleketlerine gittik.
Motosikletle (BMW 1100 GS), kamp yapa yapa 18 gün gezdik.
Kafayı mı yemiştik. Hayır.

Motosikleti seviyoruz aq! Otomobil kullanmaktan daha keyifli.
Nerelere gittik. Şuralara: Yunanistan - İtalya - Slovenya - Hırvatistan - Bosna Hersek - Karadağ - Arnavutluk - Makedonya - Yunanistan - Memleket.
6000 km yapmışız totalde.

İki kişi, tek, motor üç çanta ve bir sürü yük.
Şimdi yazıyorum ya, bir türlü detaylara girip girmemeye karar veremiyorum.
Anlatsam mı anlatmasam mı?

Şöyle yapayım:
Trafiği en kötü ülke: Arnavutluk ve Türkiye.
En pejmürde ülke: Arnavutluk ve Türkiye.
Pasaport işlemleri en uzun süren ülke: Arnavutluk ve Türkiye.
Çorba parası istenen ülke: Arnavutluk.
Yoluna köpek atlayan ülke: Türkiye.
Yolları en kötü ülke: Arnavutluk ve Türkiye.

Devamı edecek...